Wolfram sendromunda optik sinir atrofisini gösteren şematik optik sinir görseli

DIDMOAD Sendromu (Wolfram Sendromu) Nedir?

Wofram sendromu adı da verilen DIDMOAD sendromu, Diabetes Insipidus, Diabetes Mellitus, Optik Atrofi ve Deafness kelimelerinin baş harflerinden oluşan sendromik bir hastalıktır. Otozomal resesif geçişlidir. Hastalığın bulgularının başlangıcı çocukluk yaşında da yetişkink yaşlarda da olabilir. Çocuklarda %25 rekürrens (tekrarlama) riski vardır.

DIDMOAD sendromu ilk defa 1938 yılında Dr. Don J. Wolfram tarafından 4 kardeşte tespit edilmiştir. Bu hastalık özellikle beyin sapı olmak üzere merkezi sinir sistemini etkilemektedir. Neden olan gene bağlı olmak üzere Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki tipi mevcuttur. 

DIDMOAD Sendromu (Wolfram Sendromu) Nasıl Ortaya Çıkar?

Başlangıçta Wolfram sendromunun mitokondriyal DNA’daki bir mutasyon sonucunda ortaya çıktığı düşünülmüştür. Ancak şu anda doğumsal bir endoplazmik retikulum işlev bozukluğundan kaynaklandığı ortaya konulmuş durumdadır.

Wolfram sendromu, “wolframin” adı verilen proteini sentezleyen gendeki mutasyondan kaynaklanmaktadır. Wolframin geni vücultta her hücrede aktif olmasına rağmen en fazla kalp, beyin, akciğerler, pankreas ve  iç kulakta etkindir. Bu nedenle bu hastalıkta en fazla bu organ işlevleri etkilenmektedir.

DIDMOAD Sendromu Tanısı

Wolfram sendromu tanısı klinik muayene, genetik testler, loboratuvar ve görüntüleme çalışmaları ile konulmaktadır. Klinik değerlendirme çocukluk çağında ortaya çıkan şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve akabinde ilerleyici nitelikte optik atrofi (gözler ve beyin arasındaki iletişimi sağlayan sinirlerdeki hasar) ortaya çıkması sonrasında başlamaktadır. Şeker hastalığı 16 yaşından küçük çocuklarda ortaya çıktığında şüphe başlamaktadır. 

Wolfram sendromu değişik semptomlarla  kendini gösterebilmektedir. Diyabet ve optik atrofiye ilaveten, diabetes insipidus da ortaya çıkabilmektedir. Diabetes İnsipidus, böbreklerin su tutma görevini yapamaması sonucunda sık sık idrara çıkma ve aşırı susama ile karakterizedir. İç kulaktaki sinirlerin hasarlanması sonucunda sinirsel tip sağırlık ortaya çıkabilmektedir. Ataksi (kas koordinasyon bozukluğu) ya da miyoklonus (ani, istemsiz kas spazmları) gibi nörolojik anormalikler de ortaya çıkabilmektedir. Hayatın ilk 10 yılında Tip 1 diyabet ve ardından görme kaybının ortaya çıkması önemli bir tanısal ipucudur. 

Tedavi

DIDMOAD sendromunu ortadan kaldıracak bilinen bir tedavisi yoktur. Mevcut tedavi yöntemleri komplikasyonlarını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Burun içine uygulanan ya da ağızdan alınan desmopressin hormonu diapedes insipidusa bağlı belirtileri iyileştirmektedir. Koklear implant ta da işitme cihazları işitme kaybı yaşayan hastalarda olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Nörolojik bulguların ilerlemesini durduracak bilinen bir tedavi olmamasına rağmen emme terapisi ve özefagomiyotomi adı verilen yemek borusuna yönelik kas girişimlerinin faydaları gösterilmiştir. Antikolinerjik ilaç tedavileri, kateterizasyonlar, elektriksel uyarılar ve fizyoterapi Wolfram sendruma ait idrar yolları anormalliklerinin tedavisinde kullanılmaktadır.

Hastalığın Prognozu (Doğal Gidişatı)

Wolfram sendromunun prognozu kötüdür, şöyle ki hastaların %65’i, 35 yaşından önce ölmektedir. Wolfram sendromlu hastaların en sık iki ölüm nedeni nörolojik nedenlere bağlı solunum yetmezliği ve enfeksiyonlara bağlı böbrek yetmezliğidir. Maalesef ki hastalığın ilerlemesini tersine çevirecek ya da geciktirebilecek bir tedavi yöntemi yoktur.

En sık bulgu tipik olarak genellikle 6 yaş civarlarında ortaya çıkan şeker hastalığıdır. Wolfram sendromuna bağlı şeker hastalığı, Tip 1 şeker hastalığından daha erken tanı yaşı, daha nadir pozitif otoantikor ve ketoasidoz ortaya çıkması, daha uzun remisyon süresi, daha az günlük insülin ihtiyacı ve daha düşük ortalama HbA1C seviyesi ve daha sık hipoglisemi atakları ile ayrılmaktadır.  Hastalığın en sık ikinci klinik görünümü Diyabetes İnsipidus’tur. Diyabetes İnsipidus durumunda böbrekler su tutma görevini yerine getiremez ve yüksek idrar hacimleri ortaya çıkar. WSF1 mutasyonu olan kişilerin %70’inde Diyabetes İnsipidus ortaya çıkmaktadır. WSF2 mutasyonunda  Diyabetes İnsipidus tipik olarak ortaya çıkmaz. Diyabetes İnsipidus tipik olarak 14 yaşlarında ortaya çıkar ancak genellikle daha geç tanı konulur. 

Sonraki bulgu 11 yaşlarında ortaya çıkan optik atrofidir ki bu durum retinal gangliyon hücrelelerinin aksonlarındaki dejenerasyondan kaynaklanmaktadır. Körlük görme azalmasının başlamasından genellikle birkaç yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Wolfram sendromunda ortaya çıkan göz anormallikleri katarakt, nistagmus, glokom (göz tansiyonu) ve makülopati’dir. Wolfram sendromunda ayrıca mitokondriyal değişikliklere bağlı olarak pigmenter retinopatide ortaya çıkmaktadır. Ancak çok nadirdir. 

DIDMOAD sendromlu hastaların yaklaşık %65’inde sinirsel işitme kaybı ortaya çıkmaktadır ki genellikle ya doğumda iken ortaya çıkar ya da ergenlik yaşlarında hafif şiddette başlar ve ilerler. İşitme kaybının ilerlemesi genellikle yavaştır ve başlangıçta yüksek frekanslı sesleri etkilemektedir. 

WSF1 mutasyonuna sahip hastaların çoğunda (>%65) 40 yaşlarında nörolojik bulgular ortaya çıkmaktadır ancak bazı hastalarda daha erken de ortaya çıkabilmektedir. Bazı sık görülen nörolojik sorunlar serebellar ataksi, periferal nöropati, epilepsi, kognitif bozukluk, disfaji, dizartri ve tat ve koku alma bozukluklarıdır. Hastalarda ayrıca ortostatik hipotansiyon, gastroparezi (mide felci), hipotermi/hipertermi (aşırı sıcaklanma, soğuma), hipohidrozis/hiperhidrozis (az terleme/aşırı terleme), kabızlık ve başağrısı ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, ciddi depresyon, uyku anormallikleri, psikoz ve fiziksel agresyon gösteren hastalar da bildirilmiştir. Bu gibi durumların varlığı Wolfram sendromunun klinik görünümünün karmaşıklığına işaret etmektedir.

İdrar yolu bozuklukları Wolfram sendromlu hastaların %90’ından fazlasında ortaya çıkmaktadır. Nörolojik mesane ana sorun olarak karşımıza çıkmaktadır ki bu da idrar tutamama, hidroüreter ve enfeksiyonlara neden olmaktadır.Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları Wolfram sendromlu hastalarda temel sorunlardan biridir. Bu ürolojik sorunlar genellikle 20 yaşlarında başlar.

Hipogonadizmi de içeren endokrin (hormonal) disfonksiyonlar Wolfram sendromunun diğer bir klinik görünümüdür. Daha spesifik olrak hipogonadizm erkeklerde kadınlardan daha sık olarak görülmektedir. Üreme fonksiyon bozuklukları ve erektil disfonksiyonlar erkek hastalarda daha sık görülürken kadınlarda adet düzensizlikleri daha sıktır. Ön hipofiz bezindeki sorunlara bağlı olarak hastalarda boy kısalığı, büyüme hormon yetersizliği ve kortikotropin eksikliği görülebilir. 

Picture of Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan

Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan

1975 yılında Kırıkkale’de doğdu. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ni (GATA) bitirdi. Tıpta Uzmanlık Sınavında Türkiye 5. si oldu. Avrupa Göz Yeterlilik Sertifikası ve Uluslararası Göz Yeterlilik Sertifikası mevcuttur. 100’ün üzerinde uluslararası makalesi ve kitap bölüm yazarlıkları bulunmaktadır. Halen Kayseri merkezinde bulunan muayenehanesinde hizmet vermektedir.