Keratokonus-Kornea-incelmesi

Keratokonus Nedir?

Keratokonus gözün en ön kısmında olan korneanın ilerleyici bir hastalığıdır. Bu hastalıkta kornea incelir ve öne doğru genellikle asimetrik bir biçimde sivrileşerek koni şekline benzer bir hale gelir. Bu nedenle kerato (kornea)-konus (koni) hastalığı adını almaktadır. Korneanın yapısının bozulması neticesinde göze gelen ışık demetleri düzgün bir şekilde kırılamaz. Bunun sonucunda ışık retina üzerine düzgün bir şekilde odaklanamadan düşer. Bu da görüntülerde şekil bozukluğuna ve görmede azalmaya neden olur.

Keratokonus Korneada Neden Ortaya Çıkar?

Keratokonusun temelinde, korneaya “şekil veren” kollajen liflerinin dayanıklılığının azalması yatmaktadır. Kollajen lifler normalde korneayı bir kubbe gibi sağlam tutar; keratokonusta bu yapı zayıfladıkça kornea basınca daha duyarlı hale gelir ve göz içi basıncının da etkisiyle daha kolay şekil değiştirir ve giderek koni benzeri bir form alır. Bu süreç bir anda değil, yavaşça ve yıllar içinde ilerleyen bir değişim gibi düşünülebilir.

Keratokonus hastalığı sadece tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz: Genetik yatkınlık önemli bir rol oynar; ailesinde keratokonus hastalığı olan kişilerde keratokonus olma riski daha fazladır. Bunun yanında allerjiye bağlı göz kaşıma ve göz ovalama alışkanlığı, göz yüzeyinde uzun süreli tahriş ve bazı kişilerde korneanın “yenilenme–onarım” dengesinin bozulması keratokonusun ortaya çıkma sürecini hızlandırabilmektedir. Yani keratokonus çoğu zaman, yatkın bir korneanın üzerine eklenen çevresel etkilerle birlikte ortaya çıkan bir “dayanıklılık kaybı” sorunu olarak özetlenebilir.

Genetik Yatkınlık ve Göz Kaşımanın Etkisi

Keratokonusun oluşumunda en sık konuşulan iki başlık genetik eğilim ve mekanik travmadır (özellikle göz kaşıma). Genetik yatkınlık, korneanın kollajen yapısının bazı kişilerde doğuştan daha hassas olmasına yol açar. Ancak bu hassasiyet tek başına her zaman keratokonus ortaya çıkarmaz; ama korneayı “daha kırılgan” hale getirerek keratokonus oluşma sürecine zemin hazırlar. Bu yüzden aynı çevresel şartlarda herkeste keratokonus ortaya çıkmaması şaşırtıcı değildir.

Öte yandan sık ve sert göz kaşıma, korneaya tekrarlayan mikrotravmalar oluşturur. Özellikle alerjiye bağlı kaşıntı yaşayan kişilerde bu durum daha belirgindir. Kaşıma, zaten hassas olan kollajen liflerinin düzenini bozabilir ve korneadaki incelmeyi hızlandırabilir. Bu nedenle keratokonus şüphesi olan ya da ailesinde keratokonus bulunan kişilerde allerjiyi kontrol altına almak ve göz kaşıma alışkanlığını bırakmak, keratokonusün ilerlemesini yavaşlatma açısından basit ama çok etkili bir adımdır.

Keratokonus ve Yaş İlişkisi: Ne Zaman Başlar, Ne Zaman Yavaşlar?

Keratokonus çoğu kişide ergenlik döneminde veya geç ergenlik–20’li yaşların başında fark edilmeye başlar. Bu yaşlarda kornea dokusu daha “esnek” olduğu için hastalığın ilerleme ihtimali ve ilerleme hızı genellikle daha yüksektir; bu yüzden özellikle genç hastalarda eğer keratokonus şüphesi varsa düzenli takip (ör. kornea topografisi) önem kazanır.

İlerleme çoğu hastada zamanla yavaşlar; kornea yaşla birlikte doğal olarak bir miktar sertleştiği için keratokonus genellikle 30’ların sonu–40’lı yaşlara doğru daha stabil bir seyre geçebilir. Ancak “kesin olarak şu yaşta durur” demek doğru olmaz: bazı kişilerde 30 yaş sonrası da sınırlı da olsa ilerleme görülebileceği için takip tamamen bırakılmamalıdır.

Keratokonus Gözün Hangi Tabaksında Ortaya Çıkar?

Keratokonus gözün ön kısmındaki saydam kornea tabakasında ortaya çıkmaktadır. Aşağıdaki görselde şematik olarak sağlıklı bir kornea ve keratokonuslu bir kornea görülmektedir. Keratokonus olan korneanın öne doğru bombeleşerek sivrileştiğine dikkat ediniz. 

Keratokonus ve Kornea Sivrileşmesi

Keratokonus İlerleyici Bir Hastalık Mıdır?

Evet, keratokonus ilerleyici bir hastalıktır. Bu nedenle erken tanı önemlidir. Bunun dışında keratokonus her hastada aynı şiddette seyretmez. İlerleyici olması nedeniyle hastanın keratokonus belirtilerini hissettiği anda gecikmeden muayene olması önemlidir. 

Keratokonus Tanısı Nasıl Konulur?

Keratokonus tanısı rutin bir göz muayenesinde genellikle kolayca konulabilmektedir. Ancak bazı hastalarda özellikle keratokonusun erken dönemlerinde tanı koymada gecikmeler olabilmektedir. Bu nedenle her göz muayenesinde göz doktorunun sanki bir keratokonus muayenesi yapıyormuş hassasiyetiyle hareket etmesi erken tanıda önemlidir. 

Keratokonus ilerlediğinde tanısı kolaydır, ancak erken dönemde hekimin keratokonustan şüphelenmesi tanının genellikle ilk adımıdır. Tanıda kornea topografi testinin eşsiz önemi vardır. Bunun yanında retinoskopi adı verilen ve fakat günümüzde göz hekimlerinin artık çok tercih etmediği bir muayene yöntemi de tanıda en az kornea topografisi kadar önemlidir. 

Keratokonus Şüphesi Nedir?

“Keratokonus şüphesi (keratoconus suspect)”, korneada keratokonusa tam olarak “tanı koyduracak” bulgular olmadan, topografi/tomografi ölçümlerinde keratokonusa gidişi düşündüren erken işaretlerin görülmesi durumudur. Bu tablo bazen “subklinik/forme fruste keratokonus” gibi isimlerle de anılır; yani hastalık henüz belirginleşmemiştir ama risk sinyali vardır. Bu şüphe çoğu zaman rutin muayenede veya özellikle lazer göz ameliyatı (refraktif cerrahi) öncesi taramalarda ortaya çıkar; çünkü topografi/tomografi, korneanın sadece ön yüzünü değil arka yüz eğimini ve kalınlık dağılımını da değerlendirerek çok erken değişiklikleri yakalayabilmektedir.

Keratokonus Şüphesinde Ne Yapılmalıdır?

Keratokonus şüphesi durumunda en doğru yaklaşım genellikle yakın takip + risk azaltmadır. Takipte amaç, ölçümlerde ilerleme olup olmadığını anlamaktır; ilerleme denince pratikte korneada giderek dikleşme, korneada arka yüz değişiklikleri ve/veya incelme paterninde belirginleşme gibi tutarlı değişiklikler aranır. Aynı zamanda “tetikleyici” olabilecek durumlar ortaya çıkarılır: özellikle göz ovuşturmayı ve kaşımayı bırakmak ve alerji/kaşıntı varsa bunun tedavisi, keratokonusun kötüleşme riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Eğer takiplerde ilerleme saptanırsa, güncel yaklaşımda korneayı güçlendirmeye yönelik korneal çapraz bağlama (cross-linking) tedavisi, ilerlemeyi azaltma/durdurma amacıyla gündeme gelebilir. Keratokonus şüphesi olan kişilerde ayrıca lazer göz ameliyatı planlanıyorsa, işlem seçimi mutlaka ektazi riski açısından yeniden değerlendirilmelidir; çünkü taramanın en kritik amaçlarından biri de bu riski erken fark etmektir.

Keratokonus Tedavisine Genel Bakış

Keratokonus tedavisinde kullanılan yöntemleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Picture of Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan

Doç. Dr. Fatih Çakır Gündoğan

1975 yılında Kırıkkale’de doğdu. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ni (GATA) bitirdi. Tıpta Uzmanlık Sınavında Türkiye 5. si oldu. Avrupa Göz Yeterlilik Sertifikası ve Uluslararası Göz Yeterlilik Sertifikası mevcuttur. 100’ün üzerinde uluslararası makalesi ve kitap bölüm yazarlıkları bulunmaktadır. Halen Kayseri merkezinde bulunan muayenehanesinde hizmet vermektedir.