Evet — lazer göz ameliyatlarından sonra göz kuruluğu (kuru göz hissi) görülebilir. Hatta kuru göz, korneal kırma kusuru cerrahilerinden sonra en sık karşılaşılan “numara dışı” (non-refraktif) şikâyet olarak kabul edilir. Çoğu hastada şikâyetler ilk haftalar–aylar içinde belirginleşir ve zamanla azalır ve çoğu defa kaybolur.
Bu sayfada, yönteme göre kuru göz riskini derin lazer yöntemleri (SMILE / FemtoLASIK) ve yüzey lazer yöntemleri (PRK / No-Touch – TransPRK) şeklinde ayrı ayrı ele alacağız.
Lazer göz ameliyatı konusunda genel ana çerçeve için: Lazer göz ameliyatı
Göz kuruluğu nasıl hissedilir?
Lazer göz operasyonu sonrasında kuru göz şu şikâyetlerle kendini gösterebilmektedir:
Batma, yanma, kum kaçmış hissi
Gözde kızarıklık, sulanma (paradoksal sulanma olabilir)
Işığa hassasiyet
Gün içinde artan dalgalı görme / geçici bulanıklık
Uzun ekran kullanımında daha belirgin rahatsızlık
Neden olur? (Kısa ve net mekanizma)
Lazer işlemlerinde korneanın yüzeyindeki/katmanlarındaki sinirler lazerden etkilenebilmektedir. Bu, bir süreliğine kornea duyarlılığını ve gözyaşı refleksini azaltarak kuru göz şikâyetlerini artırabilir (nörotrofik bileşen). LASIK’te flap oluşturulması sinir hasarını daha belirgin hale getirebilir; bazı çalışmalarda duyarlılığın 6–12 ayda toparladığını, ancak sinir yoğunluğunun uzun dönemde tamamen eski düzeye dönmeyebildiği bildirilmiştir.
Ayrıca mevcut Meibomius bezi disfonksiyonu (MGD) / blefarit / oküler rosacea gibi durumlar varsa, lazer sonrası bu zemin daha kolay alevlenebilir.
Lazer göz ameliyatından sonra göz kuruluğu şikayetlerinin şiddeti aslında lazer öncesi dönemde hastada göz kuruluğu olup olmaması ile yakından ilişkilidir. Bu konu hakkında “Göz Kuruluğu Lazer Göz Ameliyatına Engel mi?” başlıklı sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.
Ne kadar sürer?
Çalışmalarda lazer sonrası kuru göz şikâyetlerinin ilk dönemlerde çok sık görülebildiği, çoğu hastada aylar içinde azaldığı ve genellikle 1 yıl içinde belirgin toparlama olduğu vurgulanır.
Buna rağmen küçük bir grupta şikâyetler daha uzun sürebilir; bu nedenle ameliyat öncesi göz yüzeyi değerlendirmesi kritik önemdedir.
1) Derin lazer yöntemleri: SMILE ve FemtoLASIK sonrası kuru göz
FemtoLASIK (flaplı yöntem) sonrası
FemtoLASIK’te korneada flap oluşturulur ve stromal doku lazerle şekillendirilir. Flap nedeniyle korneal sinirlerin etkilenmesi daha fazla olabildiğinden, kuru göz şikâyetleri özellikle ilk aylarda daha belirgin olabilir.
Not: TFOS DEWS II iatrojenik raporu; LASIK sonrası kuru göz görülme oranlarının çalışmalara göre geniş aralıkta değiştiğini, riskin hastaya ve cerrahi detaylara bağlı olduğunu vurgulamaktadır.
Smile Lazer sonrası
Smile lazer‘de küçük bir kesiden lentikül çıkarılır; ancak kornea dokusu içinde lentikül oluşturmak için kornea ön ve arka yüzeylere yakın iki kesi atılır. Bazı çalışmalarda kuru göz şikâyetleri ve korneal duyarlılık kaybının, FemtoLASIK’e kıyasla ilk aylarda daha düşük olabildiği ve fakat 4.-6. aylarda benzer oranlarda göz kuruluğu oranları olduğu raporlanmıştır.
2) Yüzey lazer yöntemleri: PRK ve No-Touch (TransPRK) sonrası kuru göz
PRK sonrası
PRK’da flap yoktur; epitel kaldırılarak lazer yüzeyden uygulanır. Bu, sinir etkilenmesini farklı bir şekilde oluşturur. TFOS DEWS II raporu, PRK’nın LASIK’e göre daha az kuru göz yaptığını söyleyen çalışmalar da olduğunu, tersini bildiren çalışmaların da bulunduğunu; yani sonuçların tek bir cümleyle genellenemeyeceğini belirtir.
Ayrıca bazı prospektif veriler, kalıcı (kronik) kuru gözün hem PRK hem LASIK sonrası nadir olduğunu; ancak görülebileceğini ve preop gözyaşı testlerinin öngörüde yardımcı olabileceğini göstermektedir.
No-Touch / TransPRK sonrası
No-Touch (TransPRK) temelde yüzey lazer ailesindendir; epitelin lazerle kaldırılmasıyla işlem gerçekleştirilir. Konfor ve epitel iyileşmesi açısından PRK’ya göre daha hızlı iyileşme/pain avantajı bildiren çalışmalar vardır.
Kuru göz açısından ise yine belirleyici olan: ameliyat öncesi göz yüzeyi durumu + planlanan tedbirlerdir.
Kimlerde lazer sonrası kuru göz riski daha yüksektir?
Lazer göz ameliytı sonrasında sıklıkla şu durumlarda göz kuruluğu riski artar:
Ameliyat öncesi kuru göz / düşük Schirmer / kısa TBUT, yüzey boyanması
MGD, blefarit, oküler rosacea
Uzun süre kontakt lens kullanımı
Daha yüksek numara (daha fazla ablasyon derinliği anlamına gelir)
Kadın cinsiyet, bazı popülasyon özellikleri (çalışmalarda bildirilen)
Ekran başında yoğun çalışma, düşük nemli ortam (klima vb.)
Kuru göz riskini azaltmak için neler yapılır?
En kritik nokta: Ameliyat öncesi kuru gözün saptanması ve tedavi edilmesidir. TFOS DEWS II raporu, refraktif cerrahiye bağlı kuru göz için “en optimal yaklaşımın” cerrahi öncesi tespit ve tedavi olduğunu özellikle vurgular.
Uygulamada sık kullanılan adımlar:
Kapak kenarı/MGD tedavisi: kapak hijyeni, ılık kompres, gerekirse ilaç/ek tedaviler
Suni gözyaşı (tercihen koruyucusuz) ve gece jel/merhem
Gerekli olguda anti-inflamatuvar damlalar (ör. siklosporin A gibi)
Uygun hastada punktum tıkacı gibi gözyaşını tutan yöntemler
Ortam nemi, ekran molaları, bilinçli kırpma
Ne zaman mutlaka tekrar değerlendirilmelisiniz?
Aşağıdakiler varsa “kuru göz” dışında ek bir durum da araştırılmalıdır:
Artan şiddette ağrı
Belirgin kızarıklık + çapaklanma/akıntı
Ani görme düşüşü
Işığa bakamama, şiddetli batma